Bir Kitap Dinle

Alle afleveringen

588 afleveringen, van nieuw naar oud

  1. Öykü | Emre Nazım Mert - Kıyant ile Oğuz Kağan

    31 maart 2022 · 27 min

    Afspelen
    Öykü: Emre Nazım Mert - Kıyant ile Oğuz Kağan (İshak Edebiyat, 2022) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Kağanlar kağanı Oğuz Kağan, sansız bir kağan oğlu iken bir ilkyaz sabahı atına binip Kıyant'ı avlamak üzere yola çıktı. Boyunun uğurlamalarından, göğe atılan okların vızıltılarından, kam davulunun tamtamlarından ağır ağır uzaklaştı. Bir kez olsun dönüp arkasına bakmadı. Keskin gözleri çok uzaklardaki ulu dağları az biraz seçebiliyordu. Gökyüzü kızıl ve bulutsuzdu. Eskiden olsa Oğuz, gökyüzü böyle al giyimlere bürünmüşken, batıda, ulu dağların ötesindeki bay avlakları, otlakları, kentleri düşlemeden duramazdı."
    Lees meer
  2. Öykü | Gülnur Özdemir- Aşk-Fiction

    28 maart 2022 · 13 min

    Afspelen
    Öykü: Gülnur Özdemir- Aşk-Fiction (İshak Edebiyat, 2022) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "Bazen akademisyenliğin sadece kendisi için var olan döngüsel bir sistem olduğunu düşünürüm. Uzay bilimleri, genetik mühendisliği ve biyokimya gibi alanlardaki akademik çalışmalar hariç tabii. Genlerin didik didik edilmesiyle başlayan devrim, nörolojik araştırmalarla devam edip tüm görkemiyle on yıllarca sürerken, insan hayatında binlerce yıldır var olan pek çok olgu ve kavramı da alaşağı etti. Başta zorluklar oldu elbet ama bir kez yerleştikten sonra…"
    Lees meer
  3. Öykü | Esra Kahya - İlk Aşk

    24 maart 2022 · 10 min

    Afspelen
    Öykü: Esra Kahya - İlk Aşk Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "İnsan âşık olacağı günü ve saati bilmeli bence. Bilmeli ki ona göre giyinip kuşanmalı, kokular sürünmeli, hiç olmadı bir haftalık sakalı elden geçirmeli. İnsan âşık olacaksa en pejmürde halinde çıkmamalı karşısına peri, ah o peri..."
    Lees meer
  4. Şiir | Ahmet Telli - Çocuksun Sen

    22 maart 2022 · 6 min

    Afspelen
    Şiir: Ahmet Telli - Çocuksun Sen Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahcup
    Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
    Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
    Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
    Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
    Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    Esirgeyensin bağışlayansın, biat ediyorum.
    Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil * Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
    Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
    Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
    Dursam ölürüm paramparça olur dünya Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
    Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
    Tutunabileceğim tüm umutları görmeyeyim
    Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
    (Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
    Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hi…
    Lees meer
  5. Öykü | Selman Dinler - Yolun Sonu

    21 maart 2022 · 18 min

    Afspelen
    Sesli Öykü: Öykü: Selman Dinler - Yolun Sonu (İshak Edebiyat, 2022) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "Cehennemin uzak bir köşesinde kar başlamıştı. Nazlı ve yumuşaktı kar taneleri başlangıçta, tırın ön camına değdikleri anda inat etmeden eriyor, farların önünden seyrek gruplar halinde kaçışıyorlardı. Henüz beyaz bile değildi kar. Tırcı aldırış etmedi kara. Kaloriferin terlikli ayaklarına üflediği sıcak hava ve dikiz aynasından..."
    Lees meer
  6. Öykü | Utku Şahin - Örümcek

    16 maart 2022 · 15 min

    Afspelen
    Sesli Öykü: Öykü: Utku Şahin - Örümcek (İshak Edebiyat, 2022) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Yere bağdaş kurup elimdeki fenerle fotoğraflara bakmaya başladım. Albüm bir çocuk ile annesinin fotoğraflarından oluşuyordu. Çocuk görünüş olarak şaşırtıcı derecede beni andırıyordu. Özellikle de kestane rengi saçları ve yeşil gözleri. Sayfalar ilerledikçe çocuk gittikçe eridi, saçlarını döktü, maske taktı ve hastaneye düştü. En son fotoğrafta ise çocuğun mezarına beyaz karanfiller atılmıştı."
    Lees meer
  7. Roman | Jack London - Kızıl Veba ( Tek Parça Dinle - Sesli Kitap)

    9 maart 2022 · 2 uur 19 min

    Afspelen
    Jack London - Kızıl Veba (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) İngilizce Aslından Çeviren: Levent Cinemre Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Kıyamet Sonrası Edebiyatı" olarak isimlendirilen edebi tarzın ilk örneklerinden ve kurucu metinlerinden olan bu eser, ilk kez 1912 yılında London Magazine'de yayımlanmış, 1915 yılında ise Macmillan Yayınevi tarafından kitap olarak basılmıştır.
    ----- "1912 yılında çıkan, kısa ama öz distopik kitaptır. Covid-19 pandemisinden sonra gerçekleşebilme ihtimali insanın gözünde ister istemez canlanmaktadır."
    Lees meer

    “Kızıl veba, medeniyeti dünya üzerinden silip süpüreli altmış yıl olmuştur. Hayatta kalmayı başaran bir avuç insan, vahşi yaşamın ortasında, kabileler halinde kendi medeniyetlerini ve toplumsal sınıflarını oluşturmuştur çoktan. Ancak sanattan bilime kadar her türlü bilgiden yoksundurlar. İlkel zamanlara geri dönülmüş, yaşam yine ‘yemek-çoğalmak-hayatta kalmak’ üçgenine hapsedilmiştir. Yetişen yeni nesil de dünyayı hurafelerden ibaret görmekte, her türlü batıla inanmaktadır. Yitip giden eski dünyanın sırlarını hatırlayan, hayatta kalan tek insan da yaşı artık bir hayli ilerlemiş olan profesör James Howard Smith’tir ve onun da tek umudu yetişecek neslin bu barbarlığı, cehaleti ve umursamazlığı aşıp medeniyete yeniden erişmesidir. Yaşlı adama kulak verin, o geçmişi ve yaşadığı günleri sadece torunlarıyla değil sizlerle de paylaşıyor. Medeniyet her bireyin ortak noktası… Peki, ya kızıl veba gibi baş edilemeyen bir mikrop onun sonunu getirirse, geriye insanlığa dair ne kalır?”

  8. Öykü | Büşra Altuntaş - Bir Öykü

    2 maart 2022 · 13 min

    Afspelen
    Sesli Öykü: Öykü: Büşra Altuntaş - Bir Öykü (İshak Edebiyat, 2022) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    “Denizin, yaz mevsiminden çıkmanın yorgunluğuyla, bulutları, kuşları, balıkçı teknelerini olduğu gibi tüm renkleriyle yansıttığı, zeytin toplayan ırgatların yorgun sessizliğine saygı duyup, günlerini sessizce tükettiği mevsimdi zaman.” “Vay be!” dedi yazdıklarına bakarak. “İyi oldu iyi,” dedi sonra...
    Lees meer
  9. Öykü | Sabahattin Ali - Kafakâğıdı

    26 februari 2022 · 8 min

    Afspelen
    Öykü: Sabahattin Ali - Kafakâğıdı Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Askerden döneli devlet kapısına işim düşmemişti, aradım aradım yok... Sonra mushafın arasında bizim topalın ölen oğlunun kafakâğıdını buldum. Onun da adı Mehmet'ti. Kafakâğıdı değil mi, hepsi bir dedim, vilayete kaydını gördürdüm, yeniden adres verdim. Mahkemede bir şey çıkmadı. Vilayete gelip giderken öbür tarlayı yüzüstü koduğumuzla kaldık. Albay sonraydı, köye..."
    Lees meer
  10. Öykü | Mehmet Akgül - Hiçbir Şey Olamayan Otobüs Kaptanı

    9 februari 2022 · 18 min

    Afspelen
    Sesli Öykü:
    Öykü: Mehmet Akgül - Hiçbir Şey Olamayan Otobüs Kaptanı (İshak Edebiyat, 2022) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Ona terminalin dışında, sigara içilen bölümde denk geldim. Diğer üç otobüs kaptanı ile bir de muavinin oturduğu masadan ayrı bir masada oturuyordu. Elli yaşlarında vardı, bayağı da cüsseliydi. Masasında, çayla birlikte tütüncülerde satılan şu ucuz sigaralardan birini içiyordu. Üzerinde, dönüş seferinden ziyade, yeni sefere çıkacağını belli eden, birkaç saat önce ütülenip de giyilmişçesine tertemiz ve hiç kırışığı olmayan beyaz bir gömlekle siyah pantolon vardı. Lacivert de bir kravat takmıştı. Siyah kunduralarının yeni olmamasına rağmen özenle boyanıp parlatıldığı hemen, ilk bakışta anlaşılıyordu."
    Lees meer
  11. Şiir | Sezai Karakoç - Monna Rosa

    1 februari 2022 · 6 min

    Afspelen
    Sezai Karakoç - Monna Rosa Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya ( https://www.youtube.com/channel/UCokT5vpQVwaioDfAU2mcHtg?sub_confirmation=1)
    Monna Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister. Ah senin yüzünden kana batacak. Monna Rosa. Siyah güller, ak güller.
    Ulur aya karşı kirli çakallar, Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa. Monna Rosa bugün bende bir hal var. Yağmur iğri iğri düşer toprağa, Ulur aya karşı kirli çakallar.
    Açma pencereni perdeleri çek, Monna Rosa seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek. Anla Monna Rosa ben öteliyim. Açma pencereni perdeleri çek.
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi, Bende çıkar güneş aydınlığına. Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi. Seni hatırlatır her zaman bana. Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur. Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, Işıksız ruhumu sallar da durur. Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
    Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi. Ellerinden belli olur bir kadın, Denizin dibinde geziyor gibi. Ellerin, ellerin ve parmakların.
    Zaman ne de çabuk geçiyor Monna. Saat on ikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar. Zaman ne de çabuk geçiyor Monna.
    Akşamları gelir incir kuşları, Konarlar bahçemin incirlerine. Kiminin rengi ak kiminin sarı. Ah beni vursalar bir kuş yerine. Akşamları gelir incir kuşları.
    Ki ben Monna Rosa bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında. Hayatla doldurur bu boş yelkeni. O masum bakışların su kenarında. Ki ben Monna Rosa bulurum seni.
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Henüz dinlemedin benden türküler. Benim aşkım uymaz öyle her saza. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
    Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı Alev alev sardı her tarafımı. Artık inan bana muhacir kızı.
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. Bir gün gözlerimin …
    Lees meer
  12. Öykü | Aslıhan Kocabal - Alınyazısı

    1 februari 2022 · 11 min

    Afspelen
    Sesli Öykü
    Öykü: Aslıhan Kocabal - Alınyazısı (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş Youtube: https://www.youtube.com/channel/UCokT5vpQVwaioDfAU2mcHtg?sub_confirmation=1
    Lees meer

    "Fevzi abi bir sabah onca yıllık karısını ortada bırakıp kaçınca bütün suçu gariban Filiz’in üzerine yıktılar. Herifin beyni zaten içmekten sulanmışmış, kim nereye çekse oraya gidecek haldeymiş, e dişi köpek kuyruk sallayınca da… Hâlbuki Fevzi abi hiçbir konuda şakkadanak karar vermez, etek pilili mi, kloş mu olsun diye bile müşteriyi çıldırtacak kadar uzun süre düşünürdü. Vah Neyyire… Kırkından sonra dup dul, ortada… Başında üç çocukla, yapayalnız, ersiz…"

  13. Şiir | Attilâ İlhan - Ben Sana Mecburum

    29 januari 2022 · 4 min

    Afspelen
    Attilâ İlhan - Ben Sana Mecburum Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya ( https://www.instagram.com/cancaseyler/ ) "Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum
    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun
    Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
    Fatih’te yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun
    Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
    Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin..."
    Lees meer
  14. Öykü | Sabahattin Ali - Kamyon

    23 januari 2022 · 14 min

    Afspelen
    Öykü: Sabahattin Ali - Kamyon Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    Bu sırada, sırtında eski bir heybe ile, çok genç bir köylü otomobile yaklaştı; tereddüt eder gibi bir müddet şoföre baktıktan sonra "İzmir'e mi?" diye sordu. "Oraya!.." "Beni de alır mısınız?" "Yer yok!" Delikanlı hemen arkasını döndü, uzaklaşmaya başladı. Fakat şoförün penceresine dayanarak ona birtakım şeyler havale eden esmer, uzun boylu, sırım gibi incelmiş boyun bağlı birisi arkasından bağırdı: "Gel buraya! Hey... Delikanlı!"
    Lees meer
  15. Öykü | Birgül Yangın Aslanoğlu - Dublaj Aşkına Foley

    16 januari 2022 · 14 min

    Afspelen
    Öykü: Birgül Yangın Aslanoğlu - Dublaj Aşkına Foley (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    “Sıradan insanların basit mutlulukları vardır, bir küçük pencereleri, saksıları...” Gece Kuşu Uzun Öter, Sevinç Çokum
    “Karakterlerin duygusunu sesiyle yansıtmak, sesinin gücünü sanata dönüştürmek isteyenler…” diye yazıyordu. Tam dört dakika kırk iki saniyedir karşısındaki ilana bakıyordu. Sesini, sanata dönüştürmeyi çocukluğundan beri hayal eden, konuşmaktan nefret eden, mecbur kalmadıkça insanlarla iletişime geçmeyen bu adam, dört dakika kırk iki saniyedir duvara bakıyordu. “Seslendirme ve dublaj eğitimi kurs başvurularımız...” Sesi olsa belki bu konuda yeteneği de olurdu. Hem sesi hem yeteneği olmayan bir adam neden dört dakika kırk iki saniyedir bu ilana bakardı ki? Nasıl dört dakika kırk iki saniye olur? Elindeki telefonu yere düşürüp aldıktan sonra hâlâ ilana bakmaya devam etti adam. Sonra duvardaki ilanın fotoğrafını çekti. Ardından elleri ceplerinde düşünceli adımlarla evinin yolunu tuttu."
    Lees meer
  16. Sohbet | Uyku Tutmazlar Bankı

    11 januari 2022 · 22 min

    Afspelen
    "Herkese merhaba, dışardan, soğuktan, gürültüden, karanlıktan, yürümekten, anlatamamaktan ve sayabileceğim ama ne sayacağımı bilemediğim tüm şeylerden kopamadan bu kaydı yapıyorum. Karşımda deniz, hava biraz değil baya soğuk, rüzgar kendisini hissettiren tarzıyla yanımda. Neden bu kaydı yapıyorum diye soruyorum şu an bu konuşmayı yaparken kendime. Bazı günler ya da anlar olur ya, sizi neyin etkilediğini bilmeden daha doğrusu hangisinin sizi kötü etkilediğini seçemeden “hoşaf” gibi kaldığınız gün. İşte öyle bir günün gecesi şimdi..." Lees meer

    İletişim: Instagram: @cancaseyler Youtube: Canca Şeyler

  17. Sohbet | İnsanlar Neden İntikam Alırlar?

    8 januari 2022 · 10 min

    Afspelen
    İntikam nedir? Nasıl alınır? Alınmalı mıdır yoksa alınmadan da mı alınır? Lees meer

    İletişim:
    Instagram: @cancaseyler Youtube: Canca Şeyler

  18. Öykü | Fatih Selvi - Vızınık

    3 januari 2022 · 12 min

    Afspelen
    Fatih Selvi - Vızınık (İshak Edebiyat, 2022) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Hayal meyal hatırladığım o mesut larva zamanlarımda küçük, sevimli, oynak ve şişman vücudumla altıgen odamın içinde dolanır durur, işçi arıların getirdiği nefis polenlerle, birazcık da arı sütüyle doyar, yan gelir yatardım. Kimsenin itip kakmadığı, iş buyurmadığı ne hoş günlerdi. Zamanla vücudumda değişiklikler olmaya başladı. Rengim koyulaştı..."
    Lees meer
  19. Sohbet | İnsanlar Neden Seyahat Eder?

    25 december 2021 · 20 min

    Afspelen
    Neden seyahat etmek istiyoruz? Neden seyahat etmekten, gerçekten büyük bir keyif alıyoruz? Trafikten mi sıkıldık, insanlardan mı? Yoksa her şeyle, herkesle aramız iyi ama bir keşif yapmayı mı arzuluyoruz ya da yeni insanlarla tanışmaya mı ihtiyacımız var? Sahi nedir bize seyahati sevdiren? Merak edip araştırdım, benim gibi tüm merak edenlere keyifli dinlemeler… Lees meer
  20. Öykü | Tuba Çiftçi - Görünmeyen

    24 december 2021 · 6 min

    Afspelen
    Tuba Çiftçi - Görünmeyen (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "Valla yakmamışık Hakim Bey. Tamam, denemişik amma yakma makma yok. Buraya niye mi geldim? Şimdi Hakimim bakın. Ben Hasan. Köylüce "Hasan" derler bana. Buralı da değilik biz, kuş uçmaz kervan göçmez bi köyden kalkmışık gelmişik bu Allah’ın şehrine. Askerler, “Köyü boşaltın!” deyince yarımız sınır dışına, yarımız da a böyle büyük şehirlere göçmüşüz. Babam desen, “Ben baba yadigârı evi, ata toprakları bırakmam,” deyip kaldı."
    Lees meer
  21. Öykü | Fatma Yavuz - Bilemezsin Aysel

    16 december 2021 · 13 min

    Afspelen
    Fatma Yavuz - Bilemezsin Aysel (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "İçimde kocaman bir boşluk var Aysel. Aslında boşluk mu, onu da tam olarak bilmiyorum. Ama yine de bir şeyin yokluğu yani bu bahsettiğim. Neyin yokluğu diye düşündüm elbette. Tahmin edebileceğin üzere aklımda birkaç fikir belirdi fakat ne bileyim ben? İnsan aynada kendisini tanır gibi tanıyamıyor ki hissettiği her şeyi. Hislerini usulca alamıyor ki eline. Şöyle evirip çevirip yoklasın, nedir, ne değildir anlasın. Ama o alıyor beni zaman zaman, çepeçevre kuşatıyor her yanımı, güzel olan ne varsa bende, yutuyor sanki. O saatten sonra hiçbir şey yeterince güzel, yeterince çekici görünmüyor gözüme. Kendimden soğuyorum. Hayat zar zor sürüklediğim, yaşamaktan çok tahammül ettiğim, bir acıya dayanır gibi dayandığım bir şey olup çıkıyor. Şey gibi düşün..."
    Lees meer
  22. Şiir | Nâzım Hikmet - Yaşamaya Dair (I-II-III)

    8 december 2021 · 5 min

    Afspelen
    Nâzım Hikmet - Yaşamaya Dair Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya Müzik: Fatih Çinioğlu - Hicaz Ud Taksimi
    I
    Lees meer

    Yaşamak şakaya gelmez,
    büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    bir sincap gibi mesela,
    yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

    Yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani o derecede, öylesine ki,
    mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    yahut kocaman gözlüklerin,
    beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
    insanlar için ölebileceksin,
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.

    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    yaşamak yanı ağır bastığından.

    1947

    II

    Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
    yani, beyaz masadan,
    bir daha kalkmamak ihtimali de var.
    Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
    biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
    hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
    yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
    en son ajans haberlerini.

    Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
    diyelim ki, cephedeyiz.
    Daha orda ilk hücumda, daha o gün
    yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
    Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
    fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
    belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

    Diyelim ki hapisteyiz,
    yaşımız da elliye yakın,
    daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
    Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
    insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
    yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

    Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
    hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

    1948

    III

    Bu dünya soğuyacak,
    yıldızların arasında bir yıldız,
    hem de en ufacıklarından,
    mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
    yani bu koskocaman dünyamız.

    Bu dünya soğuyacak günün birinde,
    hatta bir buz yığını
    yahut ölü bir bulut gibi de değil,
    boş bir ceviz gibi…

  23. Öykü | Sabahattin Ali - Kağnı

    6 december 2021 · 11 min

    Afspelen
    Öykü: Sabahattin Ali - Kağnı Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Kağnının kenarına tutunarak biraz daha yürüdü. Ayakları birbirine dolaşıyordu. Öküzlere "oooha" diye bağırmak istedi, sesi boğazından çıkmadı, elleri kağnıdan kurtuldu, yere yuvarlandı, tozların içinde tekrar ayağa kalkarak koştu. Karşıdan doğru yeni çıkan serin bir rüzgâr üç etekli entarisini ve şalvarının paçalarını uçuruyor, yırtık yazma başörtüsünü siyah bir bayrak gibi dalgalandırıyordu. Kağnıya yetişemeden tekrar düştü, yüzü yolun beyaz ve kül gibi ince tozlarına gömüldü.
    Kağnı, taşlara çarptıkça, üzerinde bağlı ölüyü iki tarafa fırlatarak ve yükselip alçalan uzun, yanık gıcırtılar çıkartarak ve ay ışığının altında ve gecenin sessizliği içinde arkasında hafif bir toz bulutu bırakarak, ağır ağır kendi bildiğine ilerliyordu."
    Lees meer
  24. Öykü | Sabahattin Ali - Kağnı (Tanıtım)

    6 december 2021 · 1 min

    Afspelen
    Merhabalar, Ben Yusuf Can Gökkaya, dinleyeceğiniz bu seride Sabahattin Ali'nin "Kağnı" isimli eserinde yer verdiği öyküleri seslendirdim. Gelin, birbirinden değerli bu eserlere birlikte konuk olalım. Sağlıcakla kalın, güzel bakın kendinize... Yer alan öyküler: 1. Kağnı 2. Kamyon 3. Kafâkağıdı 4. Gramofon Avrat 5. Arap Hayri 6. Bir Şaka 7. Duvar 8. Pazarcı 9. Apartman 10. Arabalar Beş Kuruşa 11. Fikir Arkadaşı 12. Düşman 13. Bir Skandal Lees meer
  25. Öykü | Ah Zekeriya! - Figen Savi

    2 december 2021 · 8 min

    Afspelen
    Öykü: Ah Zekeriya! - Figen Savi (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "Bileklerinden dirseklerine kadar sık düğmeli, sonrasında karpuz kollu, dik yakalı, diz altı, kloş etekli, krem rengi keten karışımı elbisesiyle pencereden dışarıyı izlerken düşünceliydi Nadire. Salaş topuzundan dökülen tel tel kahve saçlarının arasından parlayan yaldızlarını öpme isteğim yazma şevkimi alevlendiriyordu hep. Savrulmak yerine tutunmuştum imkânsızlığına sevdamın..."
    Lees meer
  26. SW | Canca Şeyler - Kahve (9)

    27 november 2021 · 5 min

    Afspelen
    " 9. Kahve " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan bir hikayenin son sözleri... Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Son konuşma soruyla bitince kapattın sandım yine. Şarjın bitmiş olmalı. Ne büyük sorun değil mi? Benim tek başıma konuşuyor oluşumun başlangıcı: “Şarjın bitmesi.” Neyse, burada sınırsız sade kahve var. Tek bir farkla: sadece söylemek zorundasın. Hoş, diğer türlü olsaydı, Kendime olacağı için kalkıp da almazdım. Kahvenin had bildiren bir tarafı var ya hatırlıyor musun? Bazı kelimeleri böyle sertleştiren tavrı, Ayak ucuyla insanı kendisine getiren tarafı… Şimdi bunlar olmadan, Şekeri yeni bırakmış birisinin çaydan aldığı tadı alıyormuş gibi bir ân yaşıyorum. Ortalıkta, sadece mideler bulanmasın diye, Ara ara çatallanan bir mozaik pasta da yok mesela. Kapıya bakıyorum, Hadi dendikten sonra, bu kapıdan nasıl çıkılır, onu düşünüyorum. Sanmıyorum bir sigara için kapının yanındaki küllüğün dibinde oyalanacağımı. Planlı gidişler olur elbette ama “İlk uçak nereyeyse, oraya!” repliğini yakıştırırdım bu kapının çıkışına. Nereye olsun mesela? Kırlangıçların şehri… O yeri bilmiyorum, bu yüzden orayı çok istiyorum. Yeni bir köprüden bir yerlere bakabiliriz yeniden mesela. Çimenler, avuç içlerine şekil verebilir istedikleri yerde, istedikleri kadar. Güneş, açıkta kalan her yeri yakabilir özgürce. Su, istediği kadar burnumuza kaçabilir. Tüm yüksek sesler, kulağımızın dibinde bekleyebilir; çınladıkça güleriz. En ucuz pansiyonda uyanıp, en pahalı restoranda bir akşam yemeği yiyebiliriz. Bir tanıdık kemancı ayarlarım ben, dünyanın her yerinde; Sırf bildiklerimizi çalsın diye. Bir martı dilediği kadar yemeklerimizi çalabilir, Bir köpek istediği kadar korkutabilir. Kısacası, hayat her şeyiyle var olabilir. Hayat, görülmesini umduğu çok şey saklıyor hâlâ. Ben, hayata söz veriyorum: Hepsini, tüm sunduğunu göreceğim diye. Ama k…
    Lees meer
  27. SW | Canca Şeyler - İsveç (8)

    27 november 2021 · 3 min

    Afspelen
    " 8. İsveç " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan bir hikaye... Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Merhaba, Kusura bakma tekrardan. Bilmediğim bir yeri bulması çok zor oluyor. Ama bildiğim bir şey buldum, merak etme. “Özel Soslu Bir Köfte.” Her yerde aynı. Bunca zamandır yememiştim, Yiyememiştim daha doğrusu. Ama tanıdık bir şey görünce, Sanki bilindik bir ânı yeniden yaşıyormuş gibi oluyorsun Ve hemen onu eline alıp, tutmaya çalışıyorsun. Yenilik, insana yüklenince anlam olarak, Bu geçmişten farklı bir şey olmuyor, Nefret etsen de hiç önemsemesen de… İnsanın, yeniyi yaşama gibi bir durumu yok bence. Bir hayat var sadece. İstenilen şeyler “bir” olduğu sürece, Sadece “hadi” demesi kalıyor. Yeniyi yaşama, anca bu şekliyle mümkün. Gerisi arayış sadece… Ya da bekleyiş… Çoğu kimse bunu çok seviyor. Bazen kiminle konuşursan konuş, Sadece birisiyle konuşmayı bekliyorsun mesela. Ama başkalarından, ondan duyacaklarını işitemediğin için, konuşmuyorsun. Ve de konuşmadığın için, Beklediğin şeyleri de duyamıyorsun. Dedim ya, tüm her şey beklemek üzerine kurulu belki de. İnsanın çoğu şeyi kaçırışı da bundan. Dünyanın en saçma gerçeği… Elini uzatıyorsun, ama uzattığını söylemiyorsun. Saçma yapan bu değil. Bu hâldeyken, elinin tutulmasını beklemek saçma hâle kavuşturuyor. Sırf bu bekleyiş yüzünden kaç kere ıskaladık hatırlıyor musun? Halbuki “kime ne, hadi!” deyip tutamadık. Peki neden şimdi hâlâ gidemiyoruz?"
    Lees meer
  28. SW | Canca Şeyler - Cam (7)

    27 november 2021 · 3 min

    Afspelen
    " 7. Cam " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan bir hikaye... Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Merhaba… Gitmek istediğim yer, Yürüyerek varabileceğim bir yer değilmiş. Taksici sırıttığına göre, Sanırım baya uzakta bir yer. Camlar siyah filmle kaplanmış, çok sıkıcı. İnsan hayallerine, anımsadıklarına bakmayı neden reddeder ki? Görünmek önemsiz, Görmeyi çok sevmeli insan. O yüzden açtım hemen camı. İnsan, o hatırladığı kokuyu, Her yerde bulabileceğini zannediyor. Bildiği her ağacın önünde, Hâlâ anımsadığı şeylerin kaldığını sanıyor. Ama arıyor, bakmaktan da vazgeçmiyor. Görmeyi sevmek dedim ya, İşte tam olarak böyle bir şey… Yanıma bakıyorum, Şurada duran boş koltuğa yani; Hâlâ görmeye devam ediyorum. Özenle ayrı oturuşları görüyorum mesela. Sohbeti bile kısık sesle edişleri görüyorum. Hatta mümkünse konuşmamayı görüyorum taksiden inene kadar. Sahi, filmlerde, dizilerde nasıl denk getiriyorlar o kapı açışlarını, bunu düşünüyorum. Hani erkeğin, kadının kapısını açmasından bahsediyorum. Genelde binerken bunu yapabildiğimi hatırlıyorum. Ama inerken, bir taraf muhakkak trafiğe denk geliyor. Uygun olan yerleri de hatırlıyorum ama bunlardan bahsetmiyorum şu an. Az kalmış, öyle diyor öndeki beyefendi. Hangi sağa dönüş, o yola çıkar yeniden? Nerede inmeliyim, aslında tam olarak bilmiyorum. Sadece iniyorum işte… Beklenmeyi düşlemek de güzel, Hâlâ güzel… Artık iniyorum. İndiğimi görebiliyor musun? Korkma korkma, görmediğini biliyorum. Arayacağım tekrar…"
    Lees meer
  29. SW | Canca Şeyler - Gökyüzü (6)

    27 november 2021 · 3 min

    Afspelen
    " 6. Gökyüzü " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan bir hikaye... Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Özür diliyorum, kapatmak zorunda kaldım. Yine çok saçma bir olayın içerisinde buldum kendimi. Dillerini anlamadığım iki grubun kavgası ortasında kaldım birden. Tabii kulaklık var ya, hiçbir şey duymuyorum, Ta ki görene kadar. Korkmadım desem yalan olur tabii. İnsan bir irkiliyor. Ama korkulan şey: Arada kalmak, Yaralanmak, Dayak yemek falan değil. İnsan, yarım kalmaktan korkuyor. Gerçekten, biraz önceki ânı düşünüyorum da: Söyleyebileceğim onca şeyi, bir daha söyleme şansını bulamayacak olmam. Birlikte gökyüzüne bakılan tüm yerlere, Bir daha adım atamayacak olmam. Tüm duymayı ümit ettiklerimden, Nefesinde aradığın tüm kokulardan sonsuza dek ayrılacak olmam… Bunu düşünmek bile canımı çok acıtıyor. Sahi, nedir bunu engelleyen şey? Sinir mi? Gurur mu? Umutsuzluk mu? Yoksa, her şey gerçekten çok kolay da Ben mi bilmiyorum? Bir ben mi yalnız düşlemeyi hiç sevmiyorum? Bir ben mi insanın sadece bir kere bu duygulara sahip olabileceğine inanıyorum? Sanmak kolay, yaşamak da öyle… Peki bu gerçek olan mı? Bir taksi gördüm şimdi. Binip arayacağım tekrar hemen. Oradasın değil mi?"
    Lees meer
  30. SW | Canca Şeyler - Yaya (5)

    27 november 2021 · 3 min

    Afspelen
    " 5. Yaya " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan bir hikaye... Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Sonunda çıkabildim. Eskisi gibi kolay değil “yeni” olan bu yer. Saatlerce beklemeyi kolaylaştıran “Araba kafem” bile yok artık burada. Çaylar, kahveler ne kadar sonsuzlardı değil mi? Sahi nasıl dayanabiliyorduk hâlâ onu düşünüyorum. Neyse, şimdi karşılayan bir kahve kalmamış artık, yok. Belki görürüm ümidiyle iki üç kez yürüyüp, Dolaşmışımdır yürünebilen tüm alanlarda. Aradığım yalnızca kahve ya da çay değil, Binebilmeyi ümit ettiğim bir taksi değil, Aksanını anlayabileceğim biri değil. Öyle arıyorum işte. Kimsenin tahammülü kalmamış gibi hiçbir şeye. O kadar sabırsız, o kadar sinirli yürüyorlar ki Kendimi bir anda onların kuralına ortak olma gerekliliğinde buluyorum. Çok fazla sürmüyor bu tabii. Hemen sağa geçiyorum, Biraz yavaşlıyorum, Biraz onları seyredip, soyutluyorum kendimi. Düşlerle yürümeye başlıyorum sonra. Anlayamıyorum, insan istediği ölçüde sabretmeli aslında. Öyle değil mi? Hemen tükenen şeyler, sabır bile olsa Değersiz değil midirler? İki ihtimali var bunun: Ya kendilerini öyle hissediyorlar ya da sabrettiklerini. Değersiz olan bir şeyleri olmalı ama muhakkak. Buralarda bir yol olmalı. İnsanın kendisine giden yolu. Kendisini var ettiği her şeye giden yolu. Yol da onu bulmak da çok zor. Sence bulabilir miyim o yolu?"
    Lees meer
  31. SW | Canca Şeyler - Fotosel (4)

    27 november 2021 · 3 min

    Afspelen
    " 4. Fotosel " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan bir hikaye... Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Merhaba, Cevap gelmediğine göre sensin. Zaten bunun için bilmediğim ya da gizli olan numaraları kapatmadım hiçbir zaman. Çıkacaktım aslında birazdan biliyor musun? Birkaç dakika daha sonrasına denk gelseydi bu ân, Hayatın büyük bir bölümünde beklediğim bu ânı kaçıracaktım. Sanıyorum en son gördüğüm düşü merak ediyorsun? Şu an gelen yolcuların karşılandığı yere bakan koltuklarda oturuyorum. Bu da en güzellerinden biri değil mi zaten? Düşünsene, Bu kapı, “kavuşma” kapısı aslında. Kavuşamayanların Sinan Çetin’i yok. Kavuşsunlar diye ısrar edenleri, Uğraşanları, İkna edenleri yok. Ellerinde sadece burası kalıyor gelenlerin de bekleyenlerin de. Meselâ bu kapı açıldığında, Geçmişime giriyor gibi hissediyorum şu anda. Kapının ardı çok önemliymiş meğer. Gerçekten öyle. Şu vardığın yerin hiçbir önemi kalmıyor. Varışlar, kaçışların oluyor; Tüm konuşmalar, duymamak için çabalayışların oluyor; Gülmeler, gözyaşlarının saklandığı maskeler gibi kalıyor yüzümüzde. Oturduğum şu koltukta uyuklasam biraz, Ne kadar fazla uyursam, o kadar uyandırılmayı hayal ediyorum. Hatırlıyor musun? Şu koltuklarda hem sarılıp hem de yastık yaptığım çantamla uyuyakalışlarımı… Güzel uykuydu onlar biliyor musun? Huzurluydular. Neden çantaya sarılırdım peki, onu biliyor musun? Değerli çok bir şeyim yoktu zaten, Telefon ve cüzdanım da cebimde olurdu. Peki, ben neden çantaya sarılırdım? Çünkü içinde ufak da olsa gülümsetecek bir şeyler olurdu muhakkak. O gülümsemenin olmayışı, dayanamayacağım bir şeydi. O yüzden sarılırdım o çantaya. Artık yavaş yavaş çıkmalıyım. Hem kapalı alanda çok fazla da kalamıyorum sebebini biliyorsun… Bir şeyler duymayı isterdim, Şu şehre mutlu girebilmek için… Duyabilir miyim sence?"
    Lees meer
  32. SW | Canca Şeyler - Kırlangıçlar (3)

    27 november 2021 · 3 min

    Afspelen
    " 3. Kırlangıçlar " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan bir hikaye... Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Kırlangıçlar… Merak ediyorum, hiç bilmedikleri yerlere varabildiler mi? Varmışlarsa bile, nasıl gittiler? Yalnız mıydılar giderken? Sonra, Afrika’ya vardıkları dönem aklıma geldi: Gülümsedim, her yerde görmeliydim çünkü. Hatta hatırlıyor musun? Bazıları geri dönmeden uçmayı öğrenmeye çalışıyorlardı bizim sokakta, Hani öğrenemeyenleri var ya: Camlara çarpan, kedilere yakalanan. Onlar çok üzüyor beni… Uzun bir yolu var ama gidemiyor. Onların kelimeleri yok. Ama ben okunacak bir yanı olmayan o ânlarda bile kelime arıyorum. Benim bilmediğim yerin neresi diye düşünüyorum, Tüm adımların üstünden geçerken. Ben de uzun bir yola çıkıyorum ama varamıyorum. Hadi deyip, uzaklara, bilinmeyene varamıyorum, Çünkü bilmiyorum. Filmlerdeki gibi olmuyor. Her yer, herkes kaygıyla dolu. Bakışlarını bir kaldırıyorlar o gökyüzüne, Görebildikleri her yer korkuyla kaplanmış. Üstlerine örtüyorlar o korkuları, Onunla ısınıyorlar, Ona sığınıyorlar… Yollarda şerit çizgileri olur ya, Sonsuza dek çizilmiş gibilerdir. İşte, bazen şerit olmayı bile hayal ediyorum. Ya da çizen de olabilirim, fark etmiyor. Çünkü şeritleri düşlere benzetiyorum. Her yerdeler ve sürekliler. Ben de sürekli düşleri görüyorum. En son hangisini gördüm biliyor musun?"
    Lees meer
  33. SW | Canca Şeyler - Kaplumbağa (2)

    27 november 2021 · 3 min

    Afspelen
    " 2. Kaplumbağa " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan hikayenin ilk sözleri. Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden.
    "Neden buradan konuşuyorum seninle biliyor musun? Hayır hayır, sadece bu yerim olduğu için değil, burası olduğu için değil; burayı da sevmek istediğim için… Çünkü, yani burada, var olduğun bir alandaymış gibi hissediyorum kendimi. Biraz fazla özgürce belki. Bu, hani birbirimize söylemekten sakındığımız güzel cümleler var ya, onlardan bazılarını kullanmak istedim burada. Bunca gürültünün içinde, sanki elâ gözlere bakarak oturuyormuşum gibi oturdum. Evet, gülümsüyorum hâlâ Ela’yı her duyduğumda. Burada özgürüm ya konuşurken, düşünürken de öyleyim aslında. Onun ne olduğunu, ne kadar değişken bir şey olduğunu düşünüyorum, özgürlüğün. Her şeyi, her ânı gerçekleştiren bir koşul var ya, o koşulun bu kadar güzel oluşunu seviyorum biraz da. Şey gibi geliyor burası: Kimsenin umurunda olmayan ve kimsenin umurumuzda olmadığı bir yer gibi… Özgürce sana bir şeyler söylemeyi o kadar çok özlemişim ki… Hayatın içinde değil de sanki ânın içerisinde bir hayatı yaşıyorum ve bu ânı çok seviyorum. Telefon kapanana kadar vaktim olsa da çok seviyorum. Her kelime bir yeni sen oluyor ve her biri, o ânı, yani hayatımı uzatıyor. Ölümsüzlük gibi değil de sanki bir kaplumbağanın sonunda yolun öbür tarafına geçebilmesi gibi. Bir yanı ölüm bir yanı hayat onun için. Zor olsa da varıyorlar ama. Orada mısın?"
    Lees meer
  34. SW | Canca Şeyler - Çünkü (1)

    27 november 2021 · 1 min

    Afspelen
    " 1. Çünkü " Söz & Müzik & Düzenleme: Yusuf Can Gökkaya 10 bölümden oluşan hikayenin ilk sözleri. Tam anlayabilmek için demeyeceğim ama biraz olsun içerisine dalabilmek için sırayla dinlenmesi daha güzel geliyor bana. Size de öyle tavsiye ediyorum bu yüzden. "Orada mısın? Biliyorum konuşmayacaksın. Konuş diye de ısrar edemem zaten. Nefesin var ya… Ben dururum burada. Böyle, dinliyorsun ya sadece; Ne diyeceğime karar veremiyorum aramadan önce. Sonra, düşündüğüm hiçbir şeyi söyleyemediğimi fark ediyorum. … Olsun, anlatıyorum ya yine de… Sen kapayana kadar, Nefesini duymak da güzel." Lees meer
  35. Öykü | Carson McCullers- Safi

    10 november 2021 · 29 min

    Afspelen
    Carson McCullers- Safi (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Kendime ait bir odam varmış gibi hissederdim hep. Safi o odada benimle uyurdu ama hiçbir şeye karışmazdı. Oda benimdi, ben de istediğim gibi kullanıyordum. Bir keresinde testereyle zemine bir kapan deliği açtığımı hatırlıyorum. Önceki yıl, liseli toy bir delikanlıyken dergilerden kestiğim model fotoğraflarını duvara asmıştım, hatta birinin üzerinde sadece iç çamaşırları vardı. Annem bana hiç karışmazdı çünkü küçük kardeşlerimle ilgilenmek zorundaydı. Safi ise yaptığım her şeyin muhteşem olduğunu düşünürdü."
    Müzik: Kevin MacLeod adlı sanatçıya ait Almost in F - Tranquillity, Creative Commons Atıf 4.0 kapsamında lisanslanmıştır. https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/
    Kaynak: http://incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100394
    Sanatçı: http://incompetech.com/
    Lees meer
  36. Öykü | Seher Tanıdık - Hüma Kuşu

    3 november 2021 · 6 min

    Afspelen
    Seher Tanıdık - Hüma Kuşu (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "Bahardı. Nisan ayıydı. Ne tarih ne de yer hakkında daha çoğu söylenmez. Köylüler yıllardır yaşananları unutmaya uğraşırken, hikâyeyi duyan birinin köyü bulmasını istemezler çünkü."
    #seslikitap #sesliöykü
    Lees meer
  37. Öykü | Monik Hanım ve Şişeleri - Esra Kahya

    24 oktober 2021 · 14 min

    Afspelen
    Esra Kahya, Monik Hanım ve Şişeleri (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Aşağıdan yukarı altı adım. Sağdan sola da altıyı biraz geçkince. Tam bir kare değildi ve bu her seferinde sinirimi bozardı. Tek sorun bu lanet yerin şekliymiş gibi saatlerce söverdim bazen. Sonra da zihnimi kemiren bu düşüncenin şilteyi kemiren sıçanlardan daha somut ve daha ürkütücü olmasına şaşardım."
    #seslikitap
    Lees meer
  38. Öykü | Ada’nın Ümit’li Heybeti- Meral Çiçeklidal Gültekin

    16 oktober 2021 · 13 min

    Afspelen
    Öykü: Ada’nın Ümit’li Heybeti- Meral Çiçeklidal Gültekin (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    “Bir sigara içmeli, ev terliği giymeli, yokuş aşağı yuvarlanmalı.” Gülümsedi, duraksadı, duraksamasını kısa kesti. “İşveli gülen uğur böceklerini sağ elin üzerine koyup öpmeli. Yediği simitten bıkan martılara bol sarımsaklı işkembe ısmarlamalı. Patronundan kopardığı avanslarla iki gece üç gün tatil yapan adamlara fazladan bir bardak rakı koymalı.”
    Lees meer
  39. Öykü | Ferhat Birlik - Paradoks

    14 september 2021 · 14 min

    Afspelen
    Öykü: Ferhat Birlik - Paradoks Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Nefes nefese, yüreğim ağzımda, örtünün altında debelenerek uyanıp saati yokladım: 10.25. Kapı aralıksız bir şekilde yumruk veya tekmeyle dövülüyordu. Örtüyü hızla üzerimden attım. Ter içinde kalmış bedenim serin havayla ürperdi..." Lees meer
  40. Öykü | Seher Tanıdık - Fabrika Ayarı

    13 september 2021 · 14 min

    Afspelen
    Öykü: Seher Tanıdık - Fabrika Ayarı (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş “Gitmek sadece bir eylemdir, unutmaksa koca bir devrim.” Nazım Hikmet "Telefonun başında beklermiş gibi ilk çalmada açtı Miraç. “Selam Miraç. N’aber?” dedi Akın. “Bomba gibiyim. Sen nasılsın?” “İyiyim ben de. Şu… Geçen bahsettiğin psikolog vardı ya, onun telefonunu isteyecektim.” Lees meer
  41. Öykü | Yusuf Can Gökkaya - Akua

    9 september 2021 · 11 min

    Afspelen
    Yazan & Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Hiçbir şey olmamış gibi dedi Paul. Dünyanın onlara dokunduğu yer, burası değildi. Cebinden telefonunu çıkarıp, gökyüzüne kavuşana kadar dinleyeceği şarkıyı açtı. Anlamadığı bir dil, kavuşamadığı bir umut, gözlerini ayıramadığı yeni bir sokak… Uzaklardan gelip, yakın edemeden, yaklaşamadan, yeniden uzaklara doğru yürümeye başladı Paul, bir gülümseme ve tüm eski pişmanlıklarla birlikte…" Müzik: Kevin MacLeod adlı sanatçıya ait Despair and Triumph, Creative Commons Atıf 4.0 kapsamında lisanslanmıştır. https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/ Kaynak: http://incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1400012 Sanatçı: http://incompetech.com/ Lees meer
  42. Öykü | Turgay Yıldırım - Kocaman Bir Hiç

    7 september 2021 · 10 min

    Afspelen
    Yazar: Turgay Yıldırım (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya “Elli, oturabilirsin,” dediği anda Orhan havaya zıplayıp, “Oleeeyy!” diye bir çığlık kopardı. Sınıfta bir anlık sessizlik oldu. Nursel Hanım şaşkın şaşkın ne olduğunu sorunca Orhan toparlanıp “Hayatımda aldığım ilk geçer not, öğretmenim,” diye cevap verirken sesi yüksek çıkmıştı." İçeriklerden memnunsanız paylaşıp, destek vermeyi unutmayın. Güzel bakın kendinize... Lees meer
  43. Sohbet | Uykusuzluk Neydi - Ne Oldu?

    5 september 2021 · 33 min

    Afspelen

    Faruk ile bir akşam, yine uyuyamadığımızda uykusuzluğu konuşmak istedik. Sonra fark ettik ki konuşurken yine uyuyamadık. İşte böyle bir şeydi uykusuzluk…

  44. Öykü | Nathaniel Hawthorne - Ölülerin Eşleri

    30 augustus 2021 · 18 min

    Afspelen
    Sesli Öykü: Nathaniel Hawthorne - Ölülerin Eşleri Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya ( @cancaseyler) "BÖYLESI bir zaman aşımından sonra pek de ilişkili olduğu düşünülemeyen basit ve ailevi olayları içeren anlatılacak öykü, bir yüzyıl öncesinde Körfez eyaletinin büyük bir limanında bir nebze de olsa ilgi uyandırmıştı. Bir sonbahar gününün yağmurlu bir alacakaranlığıydı; küçük bir evin ikinci katındaki oturma odası, ev sakinlerinin orta sınıfa özgü koşullarına uygun sade mobilyalarla döşenmiş; ancak deniz aşırı ülkelerden gelen küçük antikalar ve Hint üretimine özgü birkaç zarif eşyayla da dekore edilmişti..." Müzik: Kevin MacLeod adlı sanatçıya ait Ambiment - The Ambient, Creative Commons Atıf 4.0 kapsamında lisanslanmıştır. https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/ Kaynak: http://incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100630 Sanatçı: http://incompetech.com/ #seslikitap #sesliöykü #nathanielhawthorne #audiobook Lees meer
  45. Şiir | Gülten Akın - İlkyaz

    28 augustus 2021 · 4 min

    Afspelen
    Gülten Akın - İlkyaz Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı Bakıp kapatıyorlar Geceye giriyor türküler ve ince şeyler “Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz Sisin dere ağızlarından sokulup akşamları Fındıklarımızı basıyor Neyleriz kararan tomurcukları Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz Tecimenlere yalvarıyoruz: Bir ´Hotel´ bir gizli evlenme az çiziniz Bir banka az çiziniz bir yalvarma Bizden size ve sizden dışardakilere Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye -Evet efendim- Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet Yazların motorlu çingeneleri Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş Toprağa tutku, kendinden dolayı Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde -Bilmiyoruz neden kavga. Sonra kasabamızın cezaevinde Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz Günlerimizi iterek genişletiyoruz Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye Durup ince şeyleri anlamaya Kimselerin vakti olmasa da Okulların kadın öğretmencikleri Tatil günlerini çoğaltsalar da Kutsal nemiz varsa onun adına Gözlerimiz için bağlar dokusalar da Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide Açmaya ilk yaz çiçekleri Bir gün birileri de öte gecelerden Islık çalarlar yanıt veririz” Lees meer
  46. Şiir | Murathan Mungan - Bilardo Topları

    26 augustus 2021 · 2 min

    Afspelen
    Murathan Mungan - Bilardo Topları Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya (@cancaseyler) Müzik: Yansımalar - Hasbihal "Ayrıldığımız gündü. Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı, her şey bambaşka gözüküyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta "Biliyor musun " dedin. "Sen neye benziyorsun biliyor musun?" Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç hem keder veren gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı. Sis ışığa çıkmıştı. Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye benzeyen derin bir korkuyla. "Neye?" dedim, yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar gibi, "Neye?" "Bilardo toplarına." "Neden?" dedim. "Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da ondan..." Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik o an başlamıştı bile bizi derinden uzaklaştırmaya. Beni terk etmeden önce yaptığın son konuşma oldu bu. Sonra iki arkadaşım geldi, birinin omzunda ağladım, hangisiydi şimdi hatırlamıyorum. Sonra birlikte başka bir kente gittik, anlarsın ayrılığın ilk günlerinde o eve katlanamazdım, sonra ben başka aşklara, sonra başka evlerin duvarlarına başka takvimler astım Şimdi ne zaman birinden ayrılsam ıstakaların sesi patlıyor kulaklarımda ardından bilardo topları dağılıyor dört bir yana Seni hatırlıyorum o soğuk ışıkta bir daha bir daha bir daha... Lees meer
  47. Şiir | Tuğba Martin - Mesela

    24 augustus 2021 · 4 min

    Afspelen
    "Tuğba Martin - Mesela" Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya Müzik: Yansımalar - Hasbihal "MESELA" Ben sana daha ne diyeyim? Ne söyleyeyim, eyleyeyim ki dönesin? Gelesin, baş köşeme kurulasın yine. Ben seni hoş karşılayayım mesela. Sen de hoş göresin beni; Aptallığımı, yüreğime kastımı, intiharımı... Ne söylesem diyorum, Tutup kolundan getirsem seni. Bak, arkandan ağlıyor tabağındaki. Üstelik ne gemi geliyor, ne uçak annemin dediği gibi. Hem istemem ki ben, Sen gel yeter! Koşarak gel, yürüyerek; Ben sürünmekteyim zira. Ardından yetişemem ki. Sen gel! Olmadı evcilik oynayalım. Çocuk olalım tekrardan, Balonlar uçuralım göğün koynuna. Sil baştan tanışalım mesela. Adını bu kez, kızdığımda bile unutmayayım. İlahi, şımarıklık olmaz ki aşkta. Tamam, vazgeçtim. Bi gelsene n’olur! Kendim için değil, Duvarlarımın badanası dökülmüş. Rengine karar veremedim. Sen zevklisindir. Gül kurusu mu olsun? Vişne çürüğü mü? Maviler, pembeler, yeşiller yok artık. Renklerim bile kurudu, Çürük çarık içinde. Gittiğinde gökkuşağımı kaybettim ben. Saksıdaki çiçeğin açmazmış. Sen gidince mevsimi şaşırmış penceredeki hanımeli, O da küstü belli ki. Çünkü sen bizim güneşimizdin. Şimdi sanır ki: Bahar bize çooook uzakmış. Sanılanlar gerçeği aratmazmış. Ve gidişin, Dönüşünden daha gerçekmiş oysa. Ben sana masal gelmişim, Sen bana şiir olmuşsun da; Ruhun bile duymamış. Sağır sultan duymuş oysa. Ama, ama en azından dön bir bak! Bana bak! Pişmanlığıma, Gözümden düşürdüğüm yağmurlarıma, Islanıyor insanlar, Bereketi kalmıyor böyle yüreğimin, Sen öyle gönlü kırık, Ben böyle boynu bükük, Hem yeşermez kır çiçekleri, Oynayamaz bir daha çocuklar. Salıncak kuramaz onlara babalar Havamız ayaz olunca. Ben avazlara vurunca şehri. İnletir miyim ki? Yapma! Korkar böyle insanlar. Tamam, tamam! Bu sefer gerçekten vazgeçtim. Ben sana daha ne diyeyim sevgilim? İlahi, şımarıklık olmaz ki aşkta; Olmaz ki... Olmaz. #şiir #seslişiir Lees meer
  48. Şiir | Ahmet Erhan - Gülşiir

    22 augustus 2021 · 15 min

    Afspelen
    Ahmet Erhan - Gülşiir Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya (@cancaseyler) Mahir Kulaksız'a sevgilerle; bir ömür hatırla... "... Bir gün anlarsın beni neden suskunum Dünya içimde konuşurken böyle Bedenimi aşıyor yorgunluğum Karşında oturduğum masalardan dökülüp saçılıyor Bu öyle bir çığlık ki, susuşlar kalıyor geride Ondan öte her söz bir saçmalığı büyütüyor. Adını çoktan unuttun yüzün aklımda Ve bu şiiri neden sana adadığımı bilmiyorum Ama her güzellik nasılsa kendi adını bulur Bunun için ben Gül dedim sana.. Yine de bir çiçeğe bunca yağmur yağarsa Kökleri toprağı saramaz olur Üstüne titrediğim her şeyi yitirmeyi öğrendim çoktan Söylenecek bir tek sözüm kalmazsa Çizerim yüzünü kuşların kanatlarına Her çırpınışta gökyüzüne dağılır Yüzün, hücrelerine varana dek uçuşur. Kağıtların aklığına aşkın tortusu çöküyor Parklar, sokaklar, söylenmiş ya da söylenmemiş sözler Yazdıkça biraz daha unutuyorum seni Ve her yerde düş tacirleri, şiirseviciler Bir şeyleri yorumlayıp duruyorlar aptalca Büyüteçlerle inceliyorlar şu yitik ömrümüzü Ben aşkın son hasatçısı, son peygamber Gülünç, soyu tükenmiş bir varlığı oynuyorum boyuna. Sana artık bir sığınak olsun bu şiir Noterlere ver onaylasınlar - her hakkı saklıdır Düşün, kalemimi sen tuttun yazarken Yeni okula başlayan bir çocuğa yardım eder gibi Öyle acemilikler yaptım ki ben Hiç kalır bu şiir onların yanında ve Nasıl ayaktayım diye şaşıyorum bazen. Görüp göreceği son şey bu şiirdir dünyanın Çığlığımdan arta kalan bunlar olacak Aklımın son kırıntılarını da burada harcıyorum Bundan böyle ibreler hep eskiye vuracak Yakınmıyorum, yerinmiyorum hiçbir şeyle Kalırsa odalarda unutulmuş birkaç şiir Bir yeniyetmen in altını çizeceği dizeler benden Senin adın nasılsa bir gün hepsini tamamlayacak..." Lees meer
  49. Öykü | Roald Dahl - Şemsiyeli Adam ( Sesli Öykü)

    16 augustus 2021 · 14 min

    Afspelen
    Roald Dahl - Şemsiyeli Adam (İshak Edebiyat, 2021) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş "Size dün akşam annemle başımızdan geçen tuhaf bir şeyi anlatacağım. Ben on iki yaşında bir kızım. Annem otuz dört yaşında ama ben şimdiden neredeyse onun kadar uzunum..." #seslioykü #seslikitap Lees meer
  50. Şiir | Ümit Yaşar Oğuzcan - Karanlığın Çağırışı

    11 augustus 2021 · 5 min

    Afspelen
    Ümit Yaşar Oğuzcan - Karanlığın Çağırışı Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya (@cancaseyler) "Ben böyle olsun istememiştim Ya sana çok yakın ya senden çok uzak olmalıydım Aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum Büyük dağlar derin denizler olsun istiyordum Sana gelmeye gücüm yetmemeliydi Çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim Dağda yanan bir çoban ateşi gibi Gökte bir yıldız gibi seni görmeli seni yaşamalı Ve senden çok uzaklarda olmalıydım Biliyorum güzelliğin yer altı nehirlerine benzer Biliyorum bir sır gibi güzelsin Hani şarkılar vardır sevip söyleyemediğimiz Şiirler vardır unuttuğumuz Aşina çehreler vardır hani zaman zaman hatırlayamadığımız İşte sen o kadar güzelsin Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki Şunlar ellerindir diyorum tutamıyorum Şunlar gözlerindir diyorum bakamıyorum Düşün kahrımda ölmeliyim artık ölemiyorum İnanmak var olmaktır bilirsin İnandığımız şeyler için yaşayalım Nice sabahlar, nice aydınlıklar Gelecek nice iyi günler için yaşayalım Sen sarı gülleri seversin, sarı karanfilleri seversin Sarı kasımpatıları seversin, sarı bir dünyayı seversin Ben sende olan bütün renkleri seviyorum işte tek farkımız bu Yoksa hiçbir şey önemli değil dünyada senden başka Ne zulümler, ne kavgalar, ne günler Ne geceler hiçbiri önemli değil sen yaşadıkça Ve yaşamak hiçbir zaman bu kadar güzel olmayacak sen yaşadıkça Bir kalbim var, et, kan, sinir, iki gözüm var seni görür Ayaklarım sana gelir, ellerim seni arar Bir dünya ki kocaman bir evren sonsuz sen olmasan ne yarar Şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi, yalanlarımı Kötülüklerimi yüzüme vur utandır beni yaşadığıma Çaresizliği suratıma bir tokat gibi indir, yanağımda beş parmağının izi kalmalı Sonra geç karşıma olanları unutalım İki eski dost gibi her şeye yeniden başlayalım Yeniden başlayalım geçmiş gelecek bütün yılları Bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım Sana sevinç düşsün bana keder Benim ellerimde kanlı diken yaraları, senin ellerinde kanlı güller Bir yere yaklaşıyoruz, kulağıma sesler geliy… Lees meer